Uzun zamandır “global” şirketlerin insan kaynaklarına bakış açılarını merak etmiştimdir. Büyümenin hatta “insan kıymetlerinin” asıl odağı olan bu uzmanlığın nasıl ustalıkla yönetildiği desem daha doğru olur sanırsam. Biraz merak birazda karantina sürecinin vermiş olduğu zaman ile okuma fırsatı bulduğum. Kitap içerisinde pek çok organizasyonların İK tarafına bakış açısı sunulsa da. Sony Electronic, İK tarafında SaaS a geçişi de ele alınmış ve bu kısımdan biraz alıntı yapmak istiyorum.
Çok da uzun olmayan bir süre önce, Sony Electronics, “ihtiyaçlarımıza karşılamaya yönelik iş süreçlerimizi kolayca değiştirmemize izin vermeyen, son derece kişiselleştirilmiş ve maaliyetli bir İK yazılım sistemini” değiştirme imkanı aramaya başladı. Yeni satın alınan bir şirketi eklemek istediğimizide veya değişen işletme koşullarını karşılamak için bir süreç uygulamak istediğimizde yazılım geliştirme ve yeni süreci uygulamaya koymak için gerek duyulan süre üç ile altı ay arasıydı. Yeni süreçler karıştığı zaman, işletme yeni yönlere kaymaya başlıyordu. Aynı zamanda oldukça yüksek seviyede özelleştirilmiş platform dolayısıyla süreçleri yeni kanunlara, düzenlemelere hızlı adapte etmek oldukça zordu. Yetenek yönetimi, sistem içerisine dahil edilmemişti, bu da bu alanda bizim için oldukça zorlaştırıyordu.
Workday’ in konfigüre edilebilirlik ve güncellemeler çerçevesinde yapılandırılan, yazılımı kişiseltirme ve bakım ihtiyacını ortadan kaldıran “Software as a Service” (SaaS) modeli bizde oldukça merak uyandırmıştı. (sf:30)
İşletme liderine şu soruları değerlendirmelerini tavsiye ediyorum: Yazılımınızın ne kadar kişiselleştirilmesi gerekmektedir? ve Bu kişiselleştirmeler gerçekten uzun vadede organizasyona değer katmakta mıdır? (sf:31)

İlk Yorumu Siz Yapın